250 TL Üzeri Alışverişlerinizde Ücretsiz Kargo

250 TL Üzeri Alışverişlerinizde Ücretsiz Kargo

Sürdürülebilirlik

“Büyük kurtuluş” varsayımın aksine sanayi devrimi sonrasında oluşan uluslararası  ekonomik büyüklüğün tek başına bir başarı hikâyesi oluşturamadığını görmekteyiz.  Ekonomik büyümenin ve toplumsal refahın insani gelişimle birlikte ölçülmesi elzemdir. Dünya gündemini korkutucu bir biçimde meşgul eden “küresel ısınma”,  “iklim değişikliği”, “çevre kirliliği” veya “toplumsal cinsiyet ayrımı”, “eğitimsizlik”,  “işsizlik” gibi toplumsal yıkımlara neden olabilecek büyük sorunları ortadan kaldırmak amacıyla uluslararası platformlarda çeşitli araştırmalar ve çalışmalar yürütülmektedir. Bu araştırmalar, “sosyal ve çevresel ilerlemeyi kapsamayan bir büyümenin daha iyi bir dünya yaratmak ya da geleceğimizin refahını güvence altına  almakta yetersiz kaldığını” göstermiştir. Ayrıca, geçtiğimiz yüzyılda dünyamızdaki  mevcut kaynakların %50’sinden fazlasını tükenmiş bulunmaktadır. Bunun en  önemli sebebi doğal kaynakların aşırı kullanılmasıdır. Kendini yenileme şansı veril-  meyen doğal kaynaklar, gelecek nesiller için aynı zamanda açlık ve kıtlık anlamına  gelir. Sosyal ve çevresel boyutu eksik ekonomi modelinin uygulanışı bu hızla devam  ederse, yakın gelecekte, insanlığın varoluşu tüm diğer canlılarla birlikte tehlikeye  girecektir.

Günümüzde, ekonomik ilerlemenin, toplumların sosyal ve çevresel gelişim boyutunu hesaba katan yeni nesil büyüme modelleri “Sürdürülebilir Kalkınma” olarak  tanımlanmaktadır. Geleceğin ve gelecek nesillerin ihtiyaçlarını tüm sosyal-çevresel risklerle birlikte doğru hesaplayarak ve kaynakları doğru kullanarak yeni  bir ekonomi oluşturulmasını “Sürdürülebilir Kalkınma” olarak ifade ediyoruz.

Birleşmiş Milletler, yoksulluğu ortadan kaldırmak, daha iyi bir dünya yaratmak ve  tüm insanların barış ve refah içinde yaşamasını sağlamak için 2030 yılına kadar  takip edilecek 17 hedef oluşturmuştur. Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) olarak tanımlanan küresel amaçlar, gelecek nesillerin, çocuklarımızın, torunlarımızın,  çevremizin, daha iyi bir dünyada ve barış içinde bir arada yaşamasının güvencesidir.

Sanayi ve sektörel segmentlerdeki kurumsal gelişim, kurum kültürünün stratejik  bileşenlerine ve kuruluşların tarihsel arka-planlarına göre farklılıklar göstermektedir. Aynı şekilde Sürdürülebilir Kalkınma’nın ekonomik, sosyal ve çevresel bileşenleri de üretim-tüketim kültüründeki değişimler ile teknolojik tesislendirmeler  doğrultusunda karakteristik farklılıklar içerir. Küresel amaçların bu farklılıklar temelinde uygulanmasını, kurum kültürü ile stratejik planlamanın uyumlaştırılmasını  ve tutarlı eylemlerle belirli bir takvime göre desteklenmesini “Sürdürülebilir Kalkınma’nın Yerlemlenmesi” olarak tanımlamaktayız.

UNGC (Birleşmiş Milletler Küresel Ağı), WBCSD (Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş  Konseyi) ve GRI (Küresel Sürdürülebilirlik Raporlaması İnisiyatifi) tarafından içeriksel bütünlüğü belirlenen “Sürdürülebilirlik” perspektifi, tüm sektörleri kapsayarak  bölgemizin, ülkemizin, üretim tesislerimizin, çalışanlarımızın, ailelerimizin geleceğini belirleyen kabul edilmiş en büyük uluslararası çerçevenin temellerini oluşturmuştur.